15 Temmuz 2016...

2017-04-20 18:04:00

- Vatana, Millete ve Ümmete ihanetin zirve yaptığı gündü…

 

- İhaneti önleyen Millet iradesine sahip çıktı, bu ihaneti yapanlara karşı verilmesini istediği cezayı, içeride ve dışarıda hâlâ ihanete yeltenebileceklere ibret olacak şekilde meydanlarda haykırdı. Millet idam cezasını öngördü… Birileri çıktı çok haklı bu talebi sulandırmaya çalıştı. Ergenekon sürecinde idam cezası olsaymış, sonradan masum olduğu anlaşılıp beraat eden birçok insanın suçsuz yere idam edilmiş olacağından dem vurdu. Ergenekoncular da silahlı bir kalkışmaya teşebbüs etselerdi onlarda idam edilmeliydi. Fark bu kadar açık iken neden kafaları bulandırmak istiyorlar… Kaldı ki Ergenekon sürecinde yaşananlar Kamu Vicdanında tam olarak aklanmış değil hâlâ…

 

- Yakalanan hainlerin bazıları bunun bir tatbikat olduğuna dair savunmalar verdi. Tatbikat diye yola çıkanlar masum halka ateş açtılar, kamu binalarını bombaladılar/ateş altına aldılar, devletin diğer bir silahlı kuvveti olan Polisleri hedef aldılar… 250’ye yakın Şehit var, binlerce yaralı, vahşetin boyutlarını kayıt altına almış on binlerce kamera kaydı…

 

- Birileri çıktı bu bir askeri darbe değil çünkü emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşmedi dedi, önceki yapılmış darbeleri haklı göstermek, bundan sonrası için de yapılacak bir emir komuta zincirli darbenin meşru olacağımı ima edercesine… Milli iradeyi sınırlamaya çalışan silahlı/silahsız her türlü eylem, fikir bir darbedir oysa. İster askeri kanattan gelsin, isterse sivil kanattan…

 

- İstihbaratınız çökmüştü hadi… Yüzlerce tank, zırhlı araç, asker tüm vatan sathında caddelerde sokaklardaydı da Mobeselerinize, Kent Güvenlik Sistemlerinize bağlı binlerce kamera,  sokaklarda görev başında binlerce Polisiniz neden bunları görmedi, duymadı? Böylesine gören gözleri kör, duyan kulakları sağır eden neydi?

 

Amire Mutlak İtaatti… Oysa kanuna ve sonrasında vicdana mutlak itaat olması gerekirken…

 

Amire sınırsız yetki ve keyfiyet hakkı verilmesiydi… Altındaki memura çalışma barışı adına hiçbir özlük ve sosyal yaşam hakkı tanımayan köle muamelesi uygulamalarla…

 

Vasıfsız ancak siyasi bağlantıları güçlü olan küstah,  şımarık, iki kelimesinden biri argo/küfür olan amirlere duyulan öfkeydi...

 

Uygulanabilir olmayan, kâğıt üstünde kalıp olası müfettiş soruşturmalarına savunma oluşturmaya yönelik, yılgınlık-bıkkınlık-tükenmişlik yaratan yanlış güvenlik uygulamalarıydı gözleri kör, kulakları sağır eden…

 

- Amir ile memur arasında olması gereken ilişki; her ikisini de bağlayan önce yazılı kanun, sonrasında kamu vicdanı olmalı… Evet vicdan. Vicdan süzgecinden geçirilmeyen her yazılı kanun sapkın amaçlara göre yorumlanabilir sapkın insan aklı ile. Amir sadece kanuna uygun olarak yapılması gerekenlerin zamanlamasını, sırasını, önceliğini, yöntemini tespit yetkisine sahip kişidir. Amire verilen sınırsız yetki, görev dışı alakasız konulara dair geniş inisiyatif hakkı, siyasi otorite tarafından sürekli kollanma, özel yargılanma usullerine tabi olma vb. ayrıcalıklar, ağzından çıkan her sözün kanun olarak algılanması sonucunu doğurmuştur. Kamuda yürütülen görevlere dair tüm yapılacaklar önceden bir plan, yönetmelik üzere, adil ve şüpheye mahal vermeden saptanmış olmalıdır. Amirin her ne saçma sebep, neden ortaya koysa da memura karşı kanunsuz bir emir verme, keyfi ve özel işler buyurma, kişisel saplantıları ve hırsları uğruna mobbing uygulama, biriminin iş yönetmeliğinde belirtilen işlerin dışına çıkarak görev ve yetki sınırlarını genişletme çabalarının önüne geçecek düzenlemeler getirilmelidir acilen. Amirin denetlenmesinde, altında çalışan memurların görüş ve önerilerinden de faydalanılmalı mutlaka. Başarı amirin, başarısızlık ise memurun sayılmamalı… Memur, başındaki vasıfsız amir yüzünden başarısızlığa, ihanete, saygınlığını zedeleyecek işlere alet olmamalı.

 

- Toplumu zehirleyen “tavassut arama” illetinin önüne geçecek tüm tedbirler alınmalı, kamuda verilen hizmet ve kamu personel rejimi dahil en ufak işleyiş mekanizması açık yönetmelik ve kanunlarla şeffaf hale getirilmeli, hizmet verilen yanında özellikle hizmet sunan için de insan odaklı, adil ve herkesi bağlayıcı adil özlük hakları ve sosyal yaşam hakları tanınmalıdır ki siyasallaşma ve cemaatleşmenin önüne geçilebilsin…

 

- Dershanelerin terörü finanse ettiğini vatandaş bilemezdi… Devlet tespit etti ve kapattı. Peki, sonrasında devletin izni, denetimi ile açılan bu özel okullar terör yanlısı ise neden açılmalarına müsaade edildi, öğrencilere eğitim öğretim teşvikleri neden verildi? Bu özel okulların açılmasında izin ve denetim mercilerinin ihmal ve kasıtlı terör yanlısı tavırları cezasız kalmamalı. Olan bitenden habersiz birçok veli ve öğrenci bu okulları fiziki imkânları, makul fiyatları, devlet teşviki, korunaklı mekânlarda eğitim vermeleri, okul içi ve çevresini kuşatan disiplin anlayışı ile öğrencinin sigara, uyuşturucu, flört vb. belalardan uzak kalabilmesi, 15-20 kişilik sınıflarla başarı şansının yüksek olması nedenleriyle tercih etti. Bu okullarda okuyan öğrencinin başka okullara kaydırılması neticesinde bu öğrencilerin ve ailelerinin yaşayacakları psikolojik travmaların hesabını kim verecek? Gittikleri yeni okullarında bir terör örgütüne yardım ve yataklık etmekle mimlenmelerini nasıl önleyeceksiniz?

 

- Bu FTÖ terör örgütünün palazlanmasında en büyük katkıyı sağlayan siyasiler yazılı, görsel medya aracılığı ile günah çıkartıp kurtulacak mı? Devletin idaresindekiler, her türlü imkâna sahipken bu terör yapılanmasını önceden çözüp göremezken veya menfaatleri gereği görmezden gelirken hiç mi suçları yoktu? Terör örgütünün bankası yasal, gazetesi yasal, TV si yasal, radyosu yasal, okulları yasal vs. iken Kanun Hükmünde Kararnamelerle sonradan bu faaliyetleri suç sayıp, öncesinde bu faaliyetler içerisinde bulunanları cezalandırarak kamu vicdanında açtığınız yaraları görmezden mi geleceksiniz? Kamu idaresinde acımasız uygulamalarınız, personel rejiminde memurunuzu hor görmeniz, gösterişli ancak içi boş kamu hizmeti anlayışınız ve çalışma barışı adına hiçbir hakkı olmayan siyasi adanmışlıkla görev yapmasını istediğiniz köle sınıfı memur oluşturma çabalarınız… Bu ve benzeri bütün yanlışlarınız karşısında, kamu görevlileri kendilerini güvenceye almak adına tavassut arayışlarını ayyuka çıkmış bunu da FTÖ en hain emelleri için en iyi şekilde kullanmıştır.

 

Umudum odur ki ders alınabile… Umudum odur ki yaralar “yalnızca gerçek adalet” üzere sarıla… Cezalar “yalnızca gerçek adalet” üzere verile… Başka hesaplar gütmeden… 12.08.2016

6
0
0
Yorum Yaz